E-Ticaret Paketleri
Telefon
WhatsApp
12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü: Setlerde Çalışan Çocuklar Özgür Hüseyin Akış yazdı

Her yıl 12 Haziran, çocuk işçiliğine dikkat çekmek ve bu alandaki mücadeleyi güçlendirmek
amacıyla Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü olarak anılmaktadır. Bu tarih geldiğinde
kamuoyunun gündemine çoğunlukla tarımda çalışan çocuklar, sanayi atölyelerindeki çocuk
işçiler ya da sokakta çalışan çocuklar gelmektedir. Oysa çocuk işçiliğinin daha az görünür
ancak giderek büyüyen alanlarından biri medya sektörüdür. Televizyon dizilerinde, sinema
filmlerinde, reklam yapımlarında ve son yıllarda dijital medya platformlarında yer alan
çocukların çalışma koşulları, çocuk emeği tartışmalarının dışında bırakılmaktadır.


Bunun temel nedenlerinden biri, medya sektöründe çalışan çocukların çoğunlukla “çocuk
oyuncu”, “çocuk yıldız” veya “çocuk fenomen” olarak tanımlanmasıdır. Bu tanımlamalar,
çocukların üretim süreçlerindeki konumunu görünmez kılarken, onların çalışma yaşamının
bir parçası oldukları gerçeğini de perdelemektedir. Oysa bir çocuğun belirli çalışma
saatlerine tabi olması, ekonomik değer üreten bir faaliyet içerisinde yer alması ve bunun
karşılığında ücret elde edilmesi, emek sürecinin temel unsurlarını oluşturmaktadır. Yani bu
durum sömürünün kendisini oluşturmaktadır.


Çocuk işçiliği denildiğinde akla genellikle fabrikalar, tarlalar veya küçük işletmeler
gelmektedir. Bunun önemli nedenlerinden biri, bu alanlardaki çalışma koşullarının fiziksel
olarak daha görünür olmasıdır. Ancak çocuk emeğinin görünürlüğü ile sömürünün varlığı her
zaman aynı şey değildir. Setlerde çalışan çocuklar çoğu zaman temiz kıyafetler içinde,
kamera ışıkları altında ve kamuoyunun ilgisiyle çevrili görünmektedir. Bu durum, onların
çalışma ilişkileri içerisinde yer aldığı gerçeğini değiştirmemektedir.


Türkiye’de televizyon ve reklam sektörünün büyümesiyle birlikte çocukların ekranlardaki
görünürlüğü de artmıştır. Özellikle 1990'lı yıllardan sonra özel televizyon kanallarının
yaygınlaşması, dizi sektörünün büyümesi ve reklam yatırımlarındaki artış çocukların medya
sektöründe daha fazla yer almasına yol açmıştır. Son yıllarda buna dijital platformlar ve
sosyal medya içerikleri de eklenmiştir. Böylece çocukların kültürel üretim süreçlerine katılımı
niceliksel olarak genişlerken, bu alandaki çalışma ilişkileri üzerine yürütülen tartışmalar aynı
ölçüde gelişmemiştir.


Setlerde çalışan çocukların karşı karşıya kaldığı sorunlar yalnızca uzun çalışma saatleriyle
sınırlı değildir. Eğitim süreçlerinin aksaması, yoğun performans baskısı, yetişkin çalışma
ortamlarına erken yaşta dahil olma, psikolojik yükler ve mahremiyet ihlalleri bu sorunların
başında gelmektedir. Özellikle dramatik sahnelerde rol alan çocukların duygusal gelişimleri
üzerindeki etkiler uzun yıllardır uluslararası literatürde tartışılan konular arasında yer
almaktadır.


Sorunun bir diğer boyutu ise çocuk emeğinin toplumsal olarak meşrulaştırılmasıdır. Bir
reklam filminde yer almak çoğu zaman "fırsat", bir dizide oynamak ise "başarı" olarak

sunulmaktadır. Böylece çalışma ilişkileri görünmez hale gelirken, ortaya çıkan ekonomik
değer çoğu zaman çocukların haklarından daha fazla önemsenmektedir. Medya endüstrisi
açısından çocuklar, izleyici ilgisini artıran ve duygusal bağ kurulmasını kolaylaştıran önemli
unsurlar haline gelmektedir.


Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, çocukların kültürel ve sanatsal yaşama
katılım hakkını tanımaktadır. Ancak aynı sözleşme, çocukların üstün yararının korunmasını
da temel ilke olarak kabul etmektedir. Bu nedenle mesele çocukların sanatla, sinemayla
veya oyunculukla buluşup buluşmaması değildir. Asıl soru, bu faaliyetlerin hangi koşullarda
gerçekleştiği ve çocuğun üstün yararının ne ölçüde gözetildiğidir.


12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü, çocuk işçiliğini yalnızca geleneksel
sektörlerde değil, görünürlüğü yüksek ancak emek süreçleri çoğu zaman görünmez bırakılan
alanlarda da tartışmayı gerektirmektedir. Setlerde çalışan çocuklar, çocuk işçiliği
tartışmasının dışında bırakıldığında sorunun önemli bir boyutu eksik kalmaktadır.
Çocukların sanatsal faaliyetlere katılımı desteklenmeli; Çocukların yetenekleri eğitimle
birlikte geliştirilmeli eğitim sistemi buna göre şekillendirilmelidir. Yapımcıların, reklam
ajanslarının birazda ailelerin kazancı için çocukların setlerde olması reddedilmeli.


Çünkü çocukluk, bir sektörün ihtiyaçlarına göre şekillendirilecek bir dönem değil; korunması
gereken temel bir yaşam evresidir. Kamera ışıkları altında ya da bir fabrikanın üretim
bandında olması fark etmeksizin, her çocuk öncelikle çocuk olma hakkına sahiptir. Çocuk
işçiliğiyle mücadele, tam da bu hakkın savunulmasıyla anlam kazanmaktadır. Toplumsal
yapının tek öncelikli kesimi çocuklar olmalıdır.

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!