Cumhuriyetçiler kurultayı Ankara’da tamamlandı ve halk hareketi çağrısı yapıldı
Geçen yıl cumhuriyetçilerin birliği hedefiyle kurulan Cumhuriyetçiler Kurultayı, "Bir Kez Daha Kurtuluş ve Kuruluş" ana temasıyla 7 Haziran Pazar günü 2026 buluşmasını gerçekleştirdi. Kurultay'da, geçtiğimiz yıl içerisinde hazırlanan Kurtuluş Programı'nın halka taşınması, yaklaşan NATO zirvesine karşı halkın örgütlenmesi ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde cumhuriyetçilerin alternatif yaratması öne çıkan konular oldu. Kurultay'da CHP konusunda cumhuriyetçilerin alması gereken tutum, toplumsal muhalefetin konumu ile Küba, Venezuela ve Filistin halklarıyla gösterilen dayanışma de ele alınan gündemler arasındaydı.
Türkiye'nin farklı kentlerinden üç yüzü aşkın delegenin katılımıyla bir araya gelen Kurultay'da onlarca cumhuriyetçi kurum ve çevre temsil edildi. Delegasyon içerisinde kadın ve gençlik örgütlenmeleri, meslek odaları, yerel dernekler, işçi ve emekli sendikalarından temsilciler yer aldı.
Kurultay'ın birinci oturumunda, çeşitli cumhuriyetçi örgütlenmelerin temsilcileri ve uzmanların katılımıyla hazırlanan Kurtuluş Programı tartışıldı. Sanayi, tarım, kadın, gençlik, kültür sanat gibi birçok başlığı içeren Program, delegasyonun katkılarıyla geliştirildi. Programın bir kitap haline getirilerek geniş halk kitlelerine ulaştırılması karara bağlandı. İkinci oturumun odak noktası emperyalist savaş tehditleri ayrıntılı bir şekilde ele alındı. Temmuz ayı içerisinde Milli Mücadele'nin başkenti Ankara’da bir tür meydan okuma anlamına gelen NATO zirvesine karşı yurtseverlerin bir karşı zirve organize etmesi konusunda ortak görüşe varıldı. Üçüncü oturumda ise cumhuriyetçi çizginin siyasette etkin bir rol oynayabilmesi için halkın cumhurbaşkanlığı seçimlerinde alternatifsiz bırakılmaması çağrısı yapıldı. Cumhuriyetçilerin laiklikten, bağımsızlıktan ve eşitlikten yana bir aday çıkarabilmesi için gerekli stratejileri belirleyecek özel bir komisyonun kurulması kararlaştırıldı.
"Kurultayın temel dayanağı halka duyulan güvendir"
Açış konuşmasını yapan Prof. Dr. Erhan Nalçacı, hareketin ortaya çıkış serüvenini anlatarak, eğitimden sağlığa, mühendislikten hukuka birçok alanlarındaki çalışmaları detaylarıyla aktardı. Bu hareketin en mühim parçasının ülkeye, geleceğe ve halka duyulan güven olduğunu dile getiren Nalçacı, emekçi cumhuriyeti idealinin bilim, sanat, spor, sosyal güvenlik, medya gibi kollarında yalnızca uzmanların değil, o alanlarda çalışan emekçilerin de dâhil olduğu kapsamlı planlamalar yapıldığını aktardı. Cumhuriyetçilerin "kurtuluş ve kuruluş" konusu olan bu başlıkları geliştirmeye devam edeceğini ve halkla beraber düşünsel üretimlerin süreceğini belirten Nalçacı, kurultayın sadece program konuşulan bir yer olmaktan çıkıp güncel siyasete yön vermesi gerektiğinin altını çizdi. Nalçacı, temel hedeflerinin devrimci ve cumhuriyetçi bir birlik kurarak bu umudu toplumsal bir halk hareketine çevirmek olduğunu söyleyerek konuşmasını tamamladı.
Etkinliğin divan kurulu Başak Yılankırkan, Taylan Polat Toraman, Gamze Yücesan, Ali Somel ve Ali Rıza Aydın isimlerinden oluştu.
Divanın oluşturulmasından sonra Cumhuriyetçiler Kurultayı 2026 adına bir heyetin 6 Haziran'da Ulus'taki İlk Meclis'e çelenk bıraktığı ziyaretin görüntüsü paylaşıldı. Tarihi mekanda dile getirilen cumhuriyet kavgasını sürdürme ve "yeniden kuruluş ve kurtuluş" sözü salonda alkışlarla karşılandı.
"Toplumsal muhalefet sermayeye boyun eğenlere bırakılamaz"
İlk oturumda konuşan Kemal Okuyan, toplumsal muhalefetin Koç Holding karşısında ceket ilikleyenlere terk edilemeyeceğini ifade etti. "Tek adam rejimi" söyleminin mücadeleyi sekteye uğrattığını ve stratejileri yalnızca bir şahısla kavgaya indirgediğini savunan Okuyan, geçmişte bu şahısla ters düşen ancak aynı zihniyete sahip olan Davutoğlu ile Babacan gibi isimlerin muhalif kesimlerce dokunulmaz kılındığını hatırlattı. Mevcut iktidarın sınıfsal bir arka planını görmek gerektiğini belirten Okuyan, Koç Holding'in Anıtkabir yürüyüşünün Atatürkçülüklerinden kaynaklanmadığını, iktidarla organik bağlarından güç alan bir gövde gösterisi yaptıklarını söyledi. Okuyan, toplumsal muhalefette ve cumhuriyetçiler arasında TÜSİAD'ı, NATO'yu, sermaye yayılmacılığını önemsememe halinin tehlikeli olduğuna dikkat çekti. Bununla birlikte, iktidarın muhalif belediyelere ve CHP yönetimine yönelik baskılarına karşı net bir duruş sergilenmesi gerektiğini ve seçme seçilme hakkının koşulsuz savunulmasının şart olduğunu vurguladı.
Devamında söz alan Genel Sağlık-İş Genel Sekreteri Veli Can Karabacak, Gezi'den beri toplumsal muhalefetin sessiz kaldığını, sendika olarak Cumhuriyetçiler Kurultayı'na davet edildiklerinde heyecanlandıklarını ifade etti. Karabacak sendika sınıf mücadelesi verirken geniş halk kitlelerini cumhuriyetçi bir ayağa kalkışa örgütlemek gerektiğinin altını çizdi.
"Etnik ve kimlik temelli siyaset yerine sınıf siyaseti"
İkinci oturumun ilk konuşmacısı Prof. Dr. Barış Doster, cumhuriyetçilerin ve solcuların hemşericilik, mezhepçilik ve etnik kimlik siyasetinden arınmasının zorunluluğuna dikkat çekti. Bireylere yalnızca yurttaş, yoldaş ve emekçi kimliğiyle yaklaştıklarını belirten Doster, "Türk işçi, Laz bakkal, Boşnak hemşire veya Alevi doktor" gibi ayrımların kabul edilemeyeceğini anlattı. CHP içindeki kavramsal karmaşalara da değinen Doster, ABD emperyalizminin bir işgal aracı olan NATO’ya karşı çıkmanın, sosyalist, yurtsever, aydınlanmacı, devrimci, Kemalist, Kuvayı Milliyeci ve cumhuriyetçi olmanın en temel şartı olduğunu net bir dille ifade etti.
"Toplumun aynı gemide olduğu yalanı çöktü"
Bu oturumda söz alan Berkay Kemal Önoğlu, "aynı gemideyiz" söyleminin artık geçerliliğini yitirdiğini belirterek, iktidarın NATO politikalarına ve TKP'nin Ankara'da NATO'ya karşı mitingini de içine alacak şekilde genişleyen yasaklamalara dikkat çekti. Ekonomik çöküşü ve iç politikadaki sıkışmayı ABD'ye tavizler vererek aşmaya çalışan iktidarın, ülkenin maddi ve insani kaynaklarını Batı'nın kullanımına sunduğunu ifade etti. Silahlanmanın ve savaşın etkilerinin artık doğrudan halkın mutfağına yansıdığını söyleyen Önoğlu, 7-8 Temmuz tarihlerinde yapılacak olan onur kırıcı NATO zirvesine karşı tüm yurtseverleri eyleme ve bir "karşı zirve" düzenlemeye çağırdı.
Akademisyen Kaan Eroğuz, cumhuriyetçilerin iktidarın peşinden gidenler ile Koç'un peşinden gidenler arasında sıkışmaması gerektiğine işaret ederek, 2023'e göre önümüzdeki dönemin cumhuriyetçilerin ve yurtseverlerin bir alternatif yaratması için elverişli olduğunu ifade etti.
"Cumhuriyetçilerin siyasal bir merkez inşa etmesi hayati önem taşıyor"
Üçüncü oturumda ilk konuşmayı yapan Taylan Polat Toraman, yaklaşan seçimlerde Cumhuriyetçiler'in alternatif yaratması gerektiğini söyledi. Ardından söz alan Prof. Dr. Oğuz Oyan, Cumhuriyet'in iktisadi serüvenini ayrıntılı olarak anlatarak emperyalizmle sermaye arasındaki ilişkinin ekonomik karakterini ortaya koydu ve cumhuriyetçilerin bugün siyasette ağırlık koyması gerektiğinin altını çizdi.
Türkiye'de yarım kalmış bir karşı devrim süreci yaşandığını ifade eden Aydemir Güler, dağınık durumdaki cumhuriyetçi birikimin toparlanarak devrimci bir ruhla siyasal bir merkez oluşturmasının zorunlu olduğunu anlattı. Sağ siyasetle cumhuriyetçilik arasına net bir çizgi çekilmesi gerektiğini ve cumhuriyetçiliğin özünde devrimcilik yattığını belirten Güler, yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde halkı seçeneksiz bırakmamak adına bir hazırlık komisyonu kurulmasını önerdi.
Sonuç Bildirisi'nde "halk hareketi" çağrısı
Metal işçilerinden öğretmenlere, enerji uzmanlarından gazetecilere çok sayıda delegenin söz aldığı Kurultay'da son hali verilen Sonuç Bildirisi katılımcılarla paylaşıldı. Divan adına Gamze Yücesan Özdemir'in okuduğu bildiride, ilki 24-25 Mayıs 2025'te gerçekleşen Cumhuriyetçiler Kurultayı'nın 7 Haziran 2026'da üç yüzü aşkın delege ve yüzün üzerinde misafirle toplandığı hatırlatılarak, Kurultay'ın emperyalist ve gerici saldırılara karşı laik ve bağımsız bir emekçi cumhuriyeti mücadelesini büyütme kararlılığında olduğu belirtildi. Bildiride, Türkiye'nin cumhuriyetçi potansiyelinin net ilkeler etrafında kitlesel bir halk hareketine dönüştürülmesinin hedeflendiği vurgulandı. Kurultay'ın Danışma ve Koordinasyon Kurullarının aydınlar, aktivistler ve emekçilerle bir yıl süren çalışmaları sonucunda oluşturduğu Kurtuluş Programı taslaklarının birleştirildiği, bu programın halka sunulması için yaygın toplantılar yapılacağı açıklandı.
Düzen siyasetinin tavizkâr ve uzlaşmacı tavrının politik bir birlik yaratamayacağı vurgulanırken, emperyalist savaş tehdidinin hayati bir seviyeye ulaştığı kaydedildi. İktidarın İsrail ile devam eden ticari ilişkileri, silah pazarı siyaseti ve ABD ile NATO bağımlılığı kınanırken, düzen muhalefetinin bu duruma sessiz kalması teşhir edildi. "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesiyle kurulan memlekette NATO zirvesinin toplanacak olmasının bir utanç kaynağı olduğu belirtilerek, Türkiye'nin NATO'dan çıkması talebiyle tüm yurtseverler göreve çağrıldı. Ayrıca İran, Küba, Venezuela ve Filistin halklarıyla dayanışma mesajı verildi.
Seçme ve seçilme hakkına yönelik müdahalelerin siyasi partileri işlevsizleştirdiği ve cumhuriyetçi kesimleri umutsuzluğa sürüklemeyi amaçladığı ifade edildi. Hukuksuz yere tutuklanan devrimci ve yurtseverlerin derhal serbest bırakılması talep edildi. Bildirinin sonunda, emperyalizme karşı boyun eğmeyen, laikliği temel alan ve sömürüyü bitirmeyi hedefleyen bir siyasi merkezin düzen siyasetinde var olmadığı tespiti yapıldı. Cumhuriyetçilerin birliğinin bu boşluğu doldurarak cumhurbaşkanlığı seçimleri dâhil olmak üzere siyasete müdahale edeceği duyuruldu ve tüm sendikalar, dernekler ile kadın ve gençlik örgütleri bağımsız emekçi cumhuriyeti için büyük bir halk hareketi yaratmaya davet edildi.









Benzer Haberler
Cumhuriyetçiler kurultayı Ankara’da tamamlandı ve halk hareketi çağrısı yapıldı
Tatlıcıların bayram yoğunluğu başladı
EBB’DEN YENİ BİR MARKA TESCİLİ ATAĞI DAHA: ERZURUM PAÇA ÇORBASI TESCİLLENDİ
DİSK, KESK, TMMOB ve BTO’dan Soma Faciasının 12. Yılında Ortak Çağrı
BAŞKAN KARADOĞAN: “MALATYA’NIN GELECEĞİ İÇİN BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE OLMALIYIZ”
Taylan Özgül yazdı: İktidarı Kurma İradesi
Taylan Özgül yazdı: Birlikte Güçlenmek: Örgüt, Yoldaşlık ve Devrimci İlişki
En Çok Kaçamak Yapılan Şehirler