Taylan Özgül yazdı: 6 Şubat: Düzenin Enkazı
6 Şubat depremleri, Türkiye kapitalizminin gerçek yüzünü bir kez daha açığa çıkardı. Bu topraklarda yıkım ne ilktir ne de son olacaktır; çünkü sorun fay hatlarında değil, sermaye düzeninin kendisindedir. Deprem bir doğa olayıdır, ancak on binlerce emekçinin ölümüne yol açan şey doğa değil; yıllardır inşa edilen rantçı, piyasacı ve sınıfsal düzendir.
Bugün “asrın felaketi” denilerek sorumluluk tarihsizleştirilmeye çalışılıyor. Oysa yaşananlar bir anlık ihmalin değil, bilinçli tercihlerle yürütülen bir sınıf siyasetinin sonucudur. İmar aflarıyla yasallaştırılan cinayetler, özelleştirilen denetim mekanizmaları, taşeronlaştırılan emek ve kamusal alanın tasfiyesi; hepsi aynı sınıf çıkarının ürünüdür. Sermaye büyürken, emekçiler beton mezarlara mahkûm edilmiştir.
Marksizm bize şunu öğretir: Kapitalizmde üretim insan ihtiyaçlarına göre değil, kârın gereklerine göre örgütlenir. Barınma bir hak değil, meta haline getirilmiştir. Bu nedenle güvenli konut değil, satılabilir konut üretilir. Bu nedenle yoksul mahalleler çökerken, sermaye sınıfı güvenli sitelerde yaşamaya devam eder. Ölüm bile sınıfsaldır.
Deprem sonrasında devletin sergilediği tablo, onun sınıfsal karakterini bir kez daha kanıtlamıştır. İlk günlerde ortada olmayan devlet, halkın kendi kendine örgütlenmeye başladığı anda sahneye çıkmıştır. Ama yaşam kurtarmak için değil; düzeni korumak, kontrolü sağlamak ve örgütlü halk inisiyatiflerini dağıtmak için. Ordu kışlada tutulmuş, gönüllü dayanışma ağları engellenmiş, enkaz alanları polis bariyerleriyle çevrilmiştir. Bu, bir kapasite sorunu değil; siyasal bir tercihtir.
Buna karşın emekçiler, gençler ve komünistler, devletin ve piyasanın yokluğunda yaşamı örgütlemiştir. Dayanışma ağları, kolektif emek ve gönüllü seferberlik; kapitalist düzenin alternatifsiz olmadığını somut biçimde göstermiştir. Tam da bu nedenle iktidar, dayanışmayı “yardımseverlik” başlığı altına sıkıştırmaya çalışmıştır. Çünkü örgütlü halk, bu düzen için en büyük tehdittir.
Bugün önümüzde duran temel görev açıktır: Bu yıkımı “unutulacak bir acı”ya dönüştürmelerine izin vermemek. Deprem, ancak sınıf mücadelesinin konusu haline getirildiğinde gerçek bir anlam kazanır. Aksi halde her seçim döneminde aynı sözler verilecek, her felaketten sonra aynı yalanlar söylenecek ve aynı düzen yeniden üretilecektir .
Mesele nettir. Bu ülkenin emekçileri kaderle değil, sermayeyle karşı karşıyadır. Çözüm daha iyi denetim vaatlerinde, daha “insaflı” müteahhitlerde ya da makyajlanmış piyasa çözümlerinde değil; kamucu, planlı ve sosyalist bir düzendedir. Barınmanın bir hak olduğu, bilimin ve kamusal planlamanın esas alındığı bir toplumsal örgütlenme kurulmadan bu felaketlerin sonu gelmeyecektir.
6 Şubat bize bir kez daha şunu hatırlatmıştır:
Bu düzen onarılamaz.
Bu düzen yönetilemez.
Bu düzen yıkılmadan, enkaz kalkmaz.
Ve enkazın altında kalan yalnızca binalar değil;
sermayenin çürümüş düzenidir.
Ve gerçek adalet, enkaz kaldırıldığında değil;
bu enkazı yaratan üretim ilişkileri yıkıldığında başlayacaktır.









Benzer Haberler
Cumhuriyetçi Öğretmenler Kurultayı toplandı
AK Parti Malatya İl Başkanı Ali Bakan’dan Anadolu Basın Birliği’ne Ziyaret
Başkan Kerem Altın: “Polisimiz Milletimizin Güvencesidir”
Erzurum Ekonominin Zirvesine Hazır: Palandöken’de Kritik Buluşma Başlıyor
Ankara’da inşaat ve kule vinç işçileri buluşuyor.
25 İlde Dev Narkotik Operasyonu: Milyonlarca Hap Ele Geçirildi, Yüzlerce Gözaltı
Recep Tayyip Erdoğan’dan 5G Vizyonu: “Dijital Egemenlik ve Teknolojik Bağımsızlık Vurgusu
İran'dan ABD şirketlerine saldırı kararı