E-Ticaret Paketleri
Telefon
WhatsApp
Taylan Özgül yazdı: 8 Mart: Kadın Mücadelesinin Sınıfsal Ufku

Her yıl 8 Mart geldiğinde kadın mücadelesi üzerine çok şey söylenir. Kutlamalar yapılır, iyi niyetli mesajlar paylaşılır, eşitlik ve özgürlük temennileri dile getirilir. Fakat 8 Mart’ın gerçek anlamı, yalnızca bir “kutlama günü” değil, tarihsel olarak sınıf mücadelesinin içinden doğmuş devrimci bir gün olmasıdır. Bu yönüyle 8 Mart, kadınların yalnızca erkek egemenliğine değil, aynı zamanda sömürü düzenine karşı verdiği mücadelenin de sembolüdür.


Kadın sorunu, çoğu zaman yalnızca kültürel ya da bireysel ilişkiler düzeyinde ele alınır. Oysa kadınların ezilmişliği, tarihsel olarak üretim ilişkileriyle ve mülkiyet düzeniyle iç içe gelişmiştir. Kapitalist toplumda kadın emeği iki yönlü sömürülür: Hem üretim sürecinde ucuz ve güvencesiz emek olarak, hem de yeniden üretim alanında görünmez bir emek gücü olarak. Ev içi emek, bakım emeği, duygusal emek… Bunların büyük bölümü kadınların omuzlarına yüklenirken sistem bu emeği “doğal” ve “görünmez” sayar.


Bu nedenle kadın özgürlüğünü yalnızca bireysel haklar ya da temsiliyet meselesine indirgemek yetersizdir. Kadınların gerçek kurtuluşu, emek sömürüsünü üreten toplumsal düzenle hesaplaşmadan düşünülemez. Tarih bize göstermiştir ki kadınların en ileri kazanımları, sınıf hareketinin yükseldiği dönemlerde elde edilmiştir. Kadınların siyasal hakları, çalışma yaşamına katılımı, eğitim olanakları ve kamusal hayattaki varlığı,bunların hiçbiri egemenlerin lütfuyla değil, örgütlü mücadeleyle kazanılmıştır.


Bugün ise egemen ideoloji kadın sorununu depolitize etmeye çalışıyor. Mücadeleyi bireysel başarı hikâyelerine indirgemek, kadın özgürlüğünü tüketim kültürüyle ilişkilendirmek ya da yalnızca kimlik temelli bir tartışma alanına hapsetmek bu stratejinin parçalarıdır. Oysa gerçek özgürleşme, bireysel yükseliş hikâyelerinde değil, toplumsal dönüşümün içinde mümkündür.
Kadın mücadelesinin tarihsel gücü tam da burada yatar. Kadınlar yalnızca kendi hakları için değil, daha eşit ve sömürüsüz bir toplum için mücadele ettiklerinde tarih sahnesinde belirleyici bir rol oynamışlardır. Fabrikalarda, grevlerde, direnişlerde, devrimci hareketlerde kadınların varlığı bu nedenle tesadüf değildir.


8 Mart’ın anlamı da tam olarak budur.Kadınların özgürlüğü ile insanlığın özgürlüğünün aynı mücadele hattında birleştiğini hatırlatmak. Bu yüzden 8 Mart, yalnızca bir anma ya da sembolik dayanışma günü değil, aynı zamanda geleceğe dair bir iddiadır. Eşitliğin, özgürlüğün ve gerçek insanlaşmanın mümkün olduğu bir dünya iddiası.


Kadınlar bu düzeni yalnızca eleştirmekle kalmayacak, onu değiştirecek gücün de parçasıdır. Çünkü tarih boyunca görüldüğü gibi, kadınların ayağa kalktığı bir toplumda yalnızca kadınlar değil, bütün bir insanlık nefes almaya başlar.


8 Mart bu yüzden umut günüdür. Mücadelenin, dayanışmanın ve devrimci dönüşümün günü

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!