Taylan Özgül yazdı: İktidarı Kurma İradesi
Bir süredir aynı kavramların etrafında dönüp duruyoruz: değişim, mücadele, örgütlenme, umut… Ne var ki bu kavramlar çoğu zaman ya sloganın dar kalıplarına sıkışıyor ya da gündelik hayatın sert gerçekliği karşısında etkisini yitiriyor. Oysa asıl mesele, bu kelimeleri yeniden düşünsel bir derinliğe ve toplumsal bir karşılığa kavuşturabilmekte yatıyor.
Bugünün dünyasında düşünce, ancak somut gerçeklikle kurduğu ilişki ölçüsünde anlamlıdır. İnsanların geçim sıkıntısı, güvencesizlik, geleceksizlik ve yalnızlaşma duygusuyla kuşatıldığı bir tarihsel kesitte, soyut kalan her analiz kendi içine kapanma riski taşır. Bu nedenle ihtiyaç duyulan şey, hayatın içinden konuşan, toplumsal çelişkileri kavrayan ve onları dönüştürme iradesiyle birleşen bir düşünsel hattır. Böyle bir hat yalnızca olup biteni açıklamakla yetinmez, aynı zamanda müdahale etmenin imkânlarını da araştırır.
Ancak düşünce tek başına bir kuvvet değildir. Onu tarihsel bir etkiye dönüştüren şey, devrimci bir eylemliliktir. Bu eylemlilik rastlantısal tepkilerden ibaret olamaz,aksine, süreklilik arz eden, kendi deneyiminden öğrenen ve hedefe doğru birikimli biçimde ilerleyen bir pratik olmak zorundadır. Çünkü esas mesele yalnızca karşı çıkmak değil, bir alternatifin maddi ve siyasal koşullarını inşa edebilmektir.
Tam da bu noktada “iktidarı aramak” dediğimiz süreç belirir. Bu ifade çoğu zaman yanlış anlaşılır, oysa burada söz konusu olan, uzak ve soyut bir hedefin peşinden gitmek değildir. İktidarı aramak, en temelde, toplumsal ilişkilerin dokusuna müdahale etmektir. Mahallede kurulan bir dayanışma ağı, işyerinde geliştirilen ortak bir tutum, okulda ortaya çıkan kolektif bir söz… Bunların her biri insanların kendi yaşamları üzerindeki söz ve karar hakkını genişletmenin somut biçimleridir. Dolayısıyla iktidar yalnızca zirvede ele geçirilecek bir konum değil, aynı zamanda aşağıdan yukarıya doğru örülen bir toplumsal güç ilişkileri bütünüdür.
Bu çerçeveyi soyut bir tartışma olarak bırakmamak gerekir. Yakın dönemde yaşanan kimi örnekler, bu arayışın nasıl somutlaştığını açıkça gösteriyor. Ankara maden işçileri direnişi sırasında işçilerin kararlı yürüyüşü ve geri adım atmayan tutumu, yalnızca bir hak arayışı değil,aynı zamanda kolektif gücün nasıl görünür hâle geldiğinin bir ifadesiydi. Elde edilen kazanımlar, “küçük” görülen mücadelelerin aslında ne denli belirleyici olabileceğini hatırlattı.
Daha geriye baktığımızda ise Tekel Direnişi halâ güçlü bir referans olarak karşımızda duruyor. O direniş yalnızca kendi döneminin değil, sonrasındaki pek çok işçi eyleminin de hafızasını ve ufkunu belirledi. Bugün farklı sektörlerde ortaya çıkan işçi hareketleri, o birikimin izlerini taşımaya devam ediyor. Her biri süreklilik kazanan bir hattın parçaları olarak anlam kazanıyor.
Burada önemli olan bir diğer husus ise süreklilik meselesidir. Kırılma anlarının gelip geçici etkisi yerine, süreklilik kazanan bir yönelim tarihsel dönüşümlerin asıl belirleyicisidir. Kısa vadeli çıkışlar, eğer daha geniş bir perspektife bağlanmazsa sönümlenmeye mahkûmdur. Oysa kalıcı olan, gündelik hayatın içinde sabırla biriken, kendini yeniden üreten ve genişleten pratiklerdir.
Bugünün karanlığı çoğu zaman yalnızca bir tıkanma olarak okunuyor. Oysa aynı karanlık, aynı zamanda bir yoğunlaşma anıdır. Çelişkilerin keskinleştiği, eski biçimlerin çözülmeye başladığı her tarihsel moment, yeni olanın filizlenmesi için de bir zemin sunar. İnsanlar yalnızca mevcut duruma razı olmak istemez, aynı zamanda bir çıkış ararlar. Bu arayışın yön bulabilmesi ise dağınık tepkilerin ötesine geçebilen, ortak bir akıl ve ortak bir irade etrafında şekillenen bir kolektif süreçle mümkündür.
Bu nedenle umut meselesini yeniden düşünmek gerekir. Umut, edilgen bir bekleyiş hâli değildir, tersine, kurucu bir eylem biçimidir. İnsanların yan yana gelme kapasitesinde, ortak bir söz üretme çabasında ve birlikte hareket etme iradesinde somutlaşır. Her küçük temas, her kurulan bağ, her paylaşılan deneyim bu umudu maddi bir güce dönüştürür.
Son kertede mesele, büyük sözler söylemekten ziyade o sözleri taşıyacak bir zemini sabırla ve ısrarla kurabilmektir. Tarih çoğu zaman gürültülü kırılmalar kadar, görünmez ama istikrarlı birikimlerin de ürünüdür. Bu yüzden yönünü kaybetmeyen bir düşünce ile dağılmayan bir pratiğin kesiştiği yerde yeni bir imkân her zaman vardır.
Ve belki de en önemlisi şu: arayış sürdükçe, ihtimal de varlığını korur. Çünkü yol, onu yürümekte ısrar edenlerin önünde açılır.









Benzer Haberler
Taylan Özgül yazdı: İktidarı Kurma İradesi
Taylan Özgül yazdı: Birlikte Güçlenmek: Örgüt, Yoldaşlık ve Devrimci İlişki
En Çok Kaçamak Yapılan Şehirler
BATTALGAZİ BELEDİYESİ YENİ İMAR YOLU AÇIYOR
YEREL KALKINMA HAMLESİ TEŞVİK PROGRAMI ERZURUM’DA TANITILDI: HEDEF YÜKSEK KATMA DEĞERLİ YATIRIM
Palandöken'de Hava Çalıştayı Zirvesi
Emniyet Genel Müdürlüğü: Okul Saldırıları Sonrası 411 Kişi Yakalandı
Dr. Deniz Kireç’ten yeni kişisel sergi: “Dreamscapes”