Çekiç
Çekiç
Bir zamanlar bir usta yaşarmış, çağırıldığı yerlere elinde sadece bir çekiçle gidermiş. Yine bir gün bir arızaya bakmaya gider. Çekiciyle traktörün bir kaç yerine birkaç minik dokunuşlarla vurur çıkan sesi dinler. Sonra evet arızayı buldum der, birkaç ufak dokunuştan sonra traktör çalışır.
Tüm bunları hayretle izleyen çiftçiye dönüp;
-"Ben sadece doğru yerlere, doğru şekilde çekicimle vurup çıkan sesi dikkatle dinledim. Sesin bana ne dediğini duydum. Gerisi kolaydı " Der çiftçiye...
Bazen sevdiğimiz birisine çok kızarır ve o öfkelenebiliriz. Durumu çeşitli nedenlerden dolayı reddederiz.
Buna inkâr denir
Duyguları gereğinden fazla diplere bastırmak olumsuz duygunun başka birine patlama ihtimalini ortaya çıkarır.
Bu durumda yapılması gereken tek yöntem, kalbinizin derinliklerinde bakıp asıl öfkenizin kime karşı olduğunu bulmak, sonrada ona karşı ne hissettiğinizi söylemek.
Peki! olanları telafi etmenin bir yolu var mı?
Olanlar değiştirilemezse de sonuçlarına etki edebiliriz.
Bir soru sorun kendinize " gerçekte ne istiyorum? Ruhumun derinliklerinden asıl neyin olmasını istiyorum." Ustanın çekiçle dokunuşları gibi hassas bir kulakla
kendinize net sorular sorun ve net yanıtlar verin. Dürüst olun.
Olayları, durumları kendi koşullarına göre değerlendirin.
Şuan sizin için yanlış gelen durum belki de kendi şartlarında en olabilecek durumdu.
Geçmişle ilgili değişiklik yapamayız ama doğru analizlerle şimdiki zamana doğru dokunuşlar yapabilirsiniz.
Kendinize doğru soruları sorun.
Ve geçmişte ki yaranızla mutlaka yüzleşin.
İnkâr sadece öfkeye, öfke ise yeni yaralara neden olur.
Kendinize fırsat verin. Gelecek değişecektir.








0 Yorum