Herkesleşme Süreci
Herkesleşme Süreci
Herkesleşme Süreci
Yöneticinim, patronun köle gibi çalışmanı bekler.
Aile onların istediği gibi olmanı,
Sevgilin ise değişmeni ister.
Kimse olduğun gibi görmek istemez seni
Herkes kendi icat ettiği gibi bakar sana
Sonuç olarak bambaşka bir insan olursun.
İşte insanın kısa bir hikayesini böyle özetler Aziz Nesin.
Birey kendi bireysel özelliklerinden vaz geçtiği kadar bir bakmış ki kendisi olmak dışında herkes olmuş.
Herkesleşme süreci tamamlandığında birey, kendinden kopmaya başlar.
Bu süreç biraz daha edilgen yapıda insanlarca rahat bir geçiş olsa da daha etken kişilikler için sancılı bir durumdur.
Dirençli olduğu zaman uyumsuz olarak nitelendirilen bu insanlar toplumda yeniliğin dinamikleridir.
Uyum var olan yapının aksamadan yürümesine neden olurken, diğerleri toplumun gelenekselleşmiş bir süre sonra ilerlemesini durduran , homojen yapılaşmaya engel olurlar.
Gerçek anlamda parayla, torpille, bir yerlere gelmeyen; yazarlar, sanatçılar bilim insanları,çeşitli fikir insanları (politikacıları kastetmiyorum) etken insanların uç örnekleridir.
Toplum içinde var olmaya çalışan ismi duyulmamış sıradan insanlarda da bu tarz insanlar varlar .Var olmaya çalışırlar .
Etken insanlar, yeniliği diğerlerinden daha fazla hissedip olgu ve olayları diğerlerinden önce içselleştirirler.
Toplum öğeleri bu insanları fark ettiği kadar, var olan dinamiklerin devam etmesi için böyle insanları ötekileştirip yalnızlaştırırlar. Aslında genelin göremediğini görebilmek onları yalnızlığa iten başka bir faktördür.
Toplumsal baskının insan davranışlarında acımasız etkisini sizlere daha önceki yazılarımda anlatmıştım.
Toplumun geneli anlayamadığı insanlara çeşitli baskılar kurar ve onları kalıp yargılar içinde çeşitli nitelendirmeler içine alırlar.
Aziz Nesin 'inde yazdığı gibi bu çevre en yakın çevreden başlar.
Aslında, insanı en uzak çevre daha iyi anlar.
Örneğin yaşadığı ülkede değeri anlaşılmayan sürgüne gitmek zorunda kalan fikir insanları, yazarlar, sanatçılar ya da değeri yaşadığı zamanın çok ilerisinde fark edilen bilim insanları ,sanatçı, fikir insanları ; Dünya tarihinde sayısız örneklerle mevcut.
Gündelik yaşamın bile paradoksudur bu durum.
İnsan insana yaklaştıkça daha iyi anlaşılacağı yanılgısının hayal kırıklığını mutlaka yaşar. Edilgen, etken her tür insanın yaşadığı sıradan bir haldir. Anlaşılmayıp değişmenin istenmesi.
Peki değişirsen ne olursun? Sende sana kalan seni diğerlerinden ayıran ne kalır?
Senin değişmeni gerçekleştirenler değişen bireyi bu haliyle de beğenmez.
Gözleri yine farklı olanı arar.
Bir eğitimci olarak size önerim, Salt değişimin içsel olduğu telkinini yapmayacağım. Bu çok sığ bir anlatım olacak. Konuyu biraz açalım dilerseniz.
İçsel değişimin tetikleyicisi dışsal etkenler olduğu bilinciyle kendinizdeki özellikleri görmeniz.
Değişmesini istediğiniz özelliklerinizi başkalarının gözleriyle mi görüp değiştirmek istiyorsunuz? yoksa değiştirmek istediğiniz özellikleriniz gerçekten sizin farkındalığınız mı?
Örneğin öfke veya keskinlik!
Gerçekten öfkeli misiniz yoksa yaşadığınız olaylara bir süre sonra limitiniz dolması nedeniyle tepki vermeye başladınız? Bu nedenle, çevreniz sizi öfkeli, keskin olduğunuzu söyledikleri için mi siz de , kendinizi öfkeli olarak görmeye başladınız ?
*Ne gibi durumlarda öfke ve keskinlik duygularını hissediyorum?
*Öfkemin keskinliğimin altındaki asıl duygum nedir?
Sorularını kendinize sorun.
(Öfke de diğer duygular kadar insani bir duygudur.
Önemli olan öfkeliyken çevrenize fiziksel zararlar verip vermemeniz. Yani öfkeyi kontrol etme yöntemi.)
Böyle bir durumu kendiniz fark edip değişim yoluna gittiyseniz evet bu gerçek bir farkındalık ve içsel bir değişim çabasıdır ki! en sağlıklı olanı.
Değilse birilerinin sesinin aklınızdaki yansıması ise, bu değişim isteği kişinin öncelikle psikolojisi açısından çok doğru olmadığı gibi uzun vadede yıkıma sebebiyet verir.
Bunlardan başlıcası; bireyin kendinden uzaklaşması…
İç benliğini yalnız ve savunmasız bırakması olur.
Güçlü gibi görünen kalabalığın içinde yalnız kalmış küçük bir çocuk gibi kalırsınız.
Kendinizi özlersiniz.
Tüm bu süreçler yaşama, insanlara, her şeyden önce kendinize pasif agresif tepkiler vermenize kendinize küsmenize neden olacaktır.
Kimse kimseyi değiştirmek için uğraşmasın. Ve hiç kimse için değişmeyin.
Bir değişim gerekli ise bunu siz gerek duyduğunuz için yapın. Aklınızdaki değişim sesinin nerden geldiğine dikkat edin.
Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Bir değişim gerekli ise herkesleşmeden şahsınıza münhasır olun.
Yeni bir yazıda buluşmak üzere esenlikler dilerim değerli okurlarım.








0 Yorum