OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU
OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU
OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU
1. Otizm Spektrum Bozukluğu ve türleri nedir?
Otizm Spektrum Bozukluğu, 1943 yılında Leo Kanner tarafından ilk kez tanımlanmıştır. Otizm Spektrum Bozuklukları (OSB), erken gelişim dönemlerinden itibaren ve hayat boyu devam eden toplumsal etkileşimde yetersizlik ve bozukluk, yineleyici davranışlar, sözel ya da sözel olmayan alanlardaki sorunlardan oluşan çocukluk döneminin en önemli, en kritik ve en karmaşık nörogelişimsel ve genetik rahatsızlıklarından biridir.
Son yıllarda ise otizmin görülme sıklığında ciddi artışlar görülmektedir. Otizmin etiyolojisi henüz tam olarak bilinememektedir. Erkeklerde kızlara kıyasla daha sık ortaya çıkmaktadır.
OSB DSM-5’te Yaygın gelişimsel bozukluk çatısı altına girmektedir. Bu anlamda OSB Otistik Bozukluk, Asperger Sendromu, BTA-YGB ve Dezintegratif Bozukluklar olmak üzere dört ana bölüme ayrılır. Bu bozuklukların Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı olan DSM-5’te ayrı ayrı tanı kriterleri ortaya konmuştur.
2. Otizm Spektrum Bozukluğunun tanı kriterleri nelerdir?
DSM V geçen tanı ölçütleri şöyle yer alır:
“A. O sırada ya da öyküden alınan bilgilere göre, aşağıdakilerle kendini gösteren, değişik şekilleriyle toplumsal iletişim ve toplumsal etkileşimde süregiden eksikliklerdir: 1. Sözgelimi, olağandışı ve anormal toplumsal yaklaşım ve karşılıklı diyalog kuramadan ilgilerini, duygularını ya da duygulanımını paylaşamamaya, sosyal etkileşimi kuramamaya da sosyal etkileşim içinde olamamaya dek değişen aralıkta, sosyal-duygusal karşılıklılık eksikliği.
2. Sözgelimi, sözel ve sözel olmayan tümleşik iletişim bozukluğundan, göz kontağı ve vücut dilinde olağandışılıklara ya da el-kol hareketlerini anlama ve kullanma eksikliklerin, yüz ifadesinin ve sözel olmayan iletişimin hiç olmamasına dek değişen aralıkta, sosyal etkileşim için kullanılan sözel olmayan iletişim ve etkileşim davranışlarında eksiklikler.
3. Sözgelimi, değişik sosyal ortamlara göre davranışlarını ve hareketlerini ayarlama güçlüklerinden, sembolik oyunu paylaşma ya da arkadaş edinme zorluklarına, yaşıtlarına ilgi göstermemeye dek değişen aralıkta, ilişkiler kurma, ilişkilerini devam etme ve ilişkilerini anlamlandırma eksiklikleri.
B. O sırada ya da öyküden alınan bilgilere göre, aşağıdakilerden en az ikisi ile kendini belli eden, sınırlı, tekrar eden davranış örüntüleri, ilgiler ya da eksikliklerdir.
1. Basmakalıp ve tektip ya da tekrarlayıcı devinsel eylemler, nesne kullanımları ya da konuşmada kendine özgü deyişler ve söylemler.
2. Aynılık-spontane konusunda direnme ve ısrar etme, sıradanlık dışına esneklik göstermeme ya da törensel sözel ya da sözel olmayan davranışlar.
3. Yoğunluğu ve odak noktası olağandışı olan, ileri derecede kısıtlı, değişkenlik göstermeyen ilgi alanları.
4. Duyusal girdilere karşı çok yüksek ya da düşük düzeyde tepki verme ya da sosyal çevrenin duyusal yanlarına olağandışı bir ilgi gösterme.
C. Belirtiler erken gelişim dönemlerinde başlamış olmalıdır.
D. Belirtiler sosyal, işle ve faaliyetlerle ilgili alanlarda ya da diğer işlevsellik alanlarında klinik açıdan belirgin bir bozulmaya ve zorluğa neden olur.
E. Bu bozukluklar, anlıksal yeti yitimi ya da genel gelişimsel gecikme ile daha iyi izah edilemez. Anlıksal yeti yitimi ve otizm açılımı kapsamında bozukluk çoğu zaman bir arada meydana gelir. Otizm açılımı kapsamında bozukluk ve anlıksal yeti yitimi eştanı tanısı koymak için, sosyal iletişim ve etkileşim, genel gelişim seviyesine göre beklenenin ve tahmin edilenin altında olmalıdır”
(DSM-5, 2013).
b. Niteleyiciler
c. Belirleyiciler
“•Eşlik eden anlıksal bozukluk olan (ya da olmayan)
•Eşlik eden konuşma bozukluğu olan (ya da olmayan)
•Eşlik eden, bilinen bir sağlık durumu ya da kalıtımsal durum ya da sosyal çevre etkeni olan
•Eşlik eden diğer bir nörogelişimsel, ruhsal ya da davranışsal bozukluk olan
Katatoni ile görülen
ii. Ağırlık düzeyi, sosyal iletişim ve etkileşim bozukluklarına ve kısıtlı tekrarlayıcı davranış örüntülerine göre farklılık gösterir.
•Birinci düzey: Desteği ve tedaviyi gerektirir.
•İkinci düzey: Önemli ölçüde tedaviyi gerektirir.
• Üçüncü düzey: Çok önemli ölçüde tedaviyi gerektirir.
d. Seçenekler
1. Kişi, erken gelişim döneminde başlayan ve günlük yaşam faaliyetlerini ya da akademik başarısını ileri derecede bozan, beklenen düzeyin büyük ölçüde altında eşgüdümlü devinsel/kinetik beceriler gösteriyorsa gelişimsel eşgüdüm bozukluğu tanısını düşünün. Örnekleri arasında sakarlık olduğu gibi devinsel becerilerde yavaşlık ve yanlışlık da görülür. Bu bozukluk başka bir sağlık durumu ya da nörolojiyi ilgilendiren bir rahatsızlığa bağlanamaz ya da başka bir ruhsal bozuklukla daha iyi açıklanamaz.
2. Kişi, el sıkma ya da sallama, bedenini sallama, baş bölgesini vurma, kendini ısırma, kendine vurma kısaca kendine zarar verme gibi tekrar eden yineleyici, görünüşte bir amaca göre, ancak açıkça anlamı olmayan devinsel davranışlar sergiliyorsa tekdüze giden basmakalıp devinim bozukluğu tanısını düşünün. Bu devinsel bozukluk klinik açıdan belirgin bir soruna ya da fonksiyonellikte düşmeye neden olur. Bu devinsel davranış bir maddenin ya da genel bir sağlık durumunun doğrudan biyolojiyle ilgili etkilerine bağlı değildir ve başka bir ruhsal rahatsızlığın belirtileriyle daha iyi açıklanamaz.
3. Tik (istendışı devinim), birden görülen, hızlı, yineleyici, düzeni olmayan devinimler ve ses çıkarmalardır. Kişi 18 yaşının altından beri, hem devinsel, hem de sesle ilgili istençdışı devinimler (tikler) yaşıyorsa Tourette bozukluğu tanısını düşünün. İstençdışı devinimlerin sıklığı değişebilir yani artıp azalabilir ancak ilk ortaya çıktığından beri, en az bir yıldan daha uzun sürmüş olmalıdır. İstençdışı devinimler başka bir sağlık durumunun ya da bir maddenin doğrudan fizyolojiyle ilgili durumlarına bağlanamaz.
4. Kişi, rahatsızlığı sırasında, devinsel ya da ses ilgili istençdışı devinimler gösteriyorsa, ancak her ikisini birden göstermiyorsa ve Tourette bozukluğu için tanı kriterlerini hiçbir zaman karşılamamışsa süregiden (süreğen) devinsel ya da sesle ilgili istençdışı devinim bozukluğu tanısını düşünün. Başlangıcı 18 yaşının altındayken ortaya çıkar ve istençdışı devinimlerin sıklığı değişebilir yani artıp azalabilir ancak başladığından beri en az bir
yıldan daha uzun bir süre sürmesi gerekir.
5. Kişi, 18 yaşının altından beri, en az bir yıl olarak, devinsel ve/veya sesle ilgili istençdışı devinimler gösteriyorsa ve istençdışı devinimler bir maddenin ya da başka bir sağlık durumunun direkt fizyolojiyle ilgili etkilerine bağlı değilse ve Tourette bozukluğu ve süregiden(süreğen) devinsel ya da sesle ilgili istençdışı devinim bozukluğu için tanı kriterleri hiçbir zaman belirlenememişse geçici istençdışı devinim bozukluğu tanısını düşünün.
6. Kişi, devinimleri ya da sesleri, ortaya çıktığı yaşla ilgili olarak ya da klinik görünümüne göre farklı türde olduğu için özgül bir istençdışı devinim bozukluğu için tanı ölçütlerini ortaya koymayan istençdışı devinimler gösteriyorsa, açıklanmış ya da açıklanmamış diğer bir istençdışı devinim bozukluğu tanısını düşünün” (Nussbaum, 2015, 52-56).
3. Otizm Spektrum Bozukluğu tanı ve tedavisi için nelere dikkat edilmelidir?
OSB’de erken tanı ve teşhis büyük önem arz etmekte olup hastalığın seyrini değiştirmektedir. OSB’nin tanı ve tedavisinde öncelikle temel neden ve etmenlerin bilinmesi, etmenlerin ayrı ayrı ele alınması ve yordanması gerekir. OSB’ye neden olan temel etmenlerin bilinmesi için de profesyonel ve uzman psikolog ve psikiyatristlerden yardım ve destek alınması gerekmektedir.
4. Otizm Spektrum Bozukluğu tanı ve tedavisi için ele alınması gereken temel neden ve etmenler nelerdir?
Bilişsel etmenler, genetik etmenler ve çevresel etmenler OSB’nin temel etmenleri olarak sayılabilir.
Bilişsel etmenler, OSB’de bilişsel yetersizlikleri saptayabilmek için öncelikle çekirdek belirtileri açıklamaya çalışan; zihin kuramı, yürütücü(yönetici) işlev ve zayıf merkezi bütünleştirme kuramlarını içerir.
Genetik etmenlerin saptanması OSB için son derece önemlidir. Genetik etmenlerin saptanması için ikiz çalışmaları ve aile çalışmaları gibi yapılan çalışmalar sistematik olarak yürütülmeli ve sağlam bir temele ve zemine oturtulmalıdır.
Her ne kadar OSB genetik kökenli bir rahatsızlık olsa da, çevresel etmenlerin de göz önünde bulundurulması gerektiği unutulmamalıdır.
Otizm Spektrum bozukluğu psikolojik bir rahatsızlık olmayıp sosyal, bilişsel, davranışsal ve duygusal bozukluklara ve yetersizliklere yol açan nörogelişimsel bir bozukluktur. Dolayısıyla bizler de ruh biliminin temsilcileri olarak bu farkındalıklara özveriyle ve hassasiyetle yaklaşmamız üstümüze düşen en ulvi görevlerden en önemlisidir.








0 Yorum