E-Ticaret Paketleri
Telefon
WhatsApp
STOCKHOLM SENDROMU

STOCKHOLM SENDROMU
 

1973 yılında İsveç’in başkenti Stockholm’de bir banka soyulur. Soyguncu 6 gün bir kadını rehin tutar. Rehine bu süreç içinde duygusal olarak rehin alan suçluya karşı bir bağ kurar. Yaşanılan bu olay psikolojinin ilgisini çeker .
Psikolojik biliminin araştırdığı olay ilk kez psikiyatr Nils Bejerot tarafından tanımlanmış olup, ismini 1973 yılında İsveç’in başkenti Stockholm’de yaşanan anlattığım bu olay sonucu almıştır.
Bu yüzden stockholm sendromu; rehinelerin, kendilerini esir alanların duygularını kendi duygularıymış gibi anlaması ve ardından suçlulara yardım etmeye çalışmaları ve sonunda bağ kurmaları olarak açıklanmaktadır.
***

 

Değerli okurlarım, stockholm sendromunu yaşamak için bir bankada rehin tutulmak gerekmiyor.
Çeşitli ortamlarda uzun süreçte çaresizlik hissiyle ekonomik, fiziksel,duygusal istismar gören her bireyde oluşabilecek bir sorundur.
Dikkat edin çaresizlik duygusu temel bir faktördür.
Kurban özdeşim kurarak mağduriyetini mantığa büründürmeye çalışır. Diğer adıyla beynin kendisini sağlıklı tutabilmesi için oluşturduğu bir savunma mekanizması da diyebiliriz.
Oysa kişi ağır bir travma geçiriyordur. (Toplumsal travmalar da olur mu? Elbette olur.)

Stockholm Sendromu’na göre kurban durumunda olan bireyler,
* kendilerini tehditle, şiddetle ve özgürlüklerini baskılamakla yoğun stres yaratan bireylerin bakış açısını önemseyebilirler.

*Böylelikle artık kendi bakış açılarına göre bir “kurban” pozisyonunda olmadıklarını düşünmektedirler.

*Yaşadıkları süreç aniden meşru ve doğru bir sürece, kendilerini yok sayan kişi de aslında farklı anlaşılmış bir kişiye hatta bir kurtarıcıya dönüşmektedir.

Mağdurlarda gözlenen en bariz bulgular arasında, kendisini bu duruma düşüren kişiye karşı en ufak iyilik gördüğü anda MİNNET duygusu duymasıdır.

Ezilen kişi yaşadıklarından dolayı kendisini suçlar. Durumu mantığa büründürmeye çabalar. Duruşunu yok sayar her şeyi istismarcı tarafından görmeye başlar.
İstismarcıyı kurban olarak görür. Kötü durumu önleme yetkinliğinde olduğunu düşünür.
Şiddet görmemek için istismarcıyı memnun etme çabasına girer. İstismarcıyla özdeşim kurmaları nedeniyle mağdur edilen kişilere yardım etmek son derece önemlidir.
İlk aşama travma izlerini yok etmek olacaktır. Bilişsel psikoloji tedavisi için, uzmandan psikoterapi tedavisi almaları gerekmektedir.

Değerli okurlarım bu sorunu yaşayan insanlara: Nasihat etmeye çalışmak, eleştirmek yapacağınız en yanlış yöntem olacaktır.

 

Farkındalıkla bilinçli yaklaşmak en doğru yöntem olacaktır.
Her zaman söylediğim gibi yanlış yöntem ve teknikler yoktur. Bilinçsizlikle yanlış yerlede kullanılan yönetim ve teknik vardır.
Bana göre ise, yöntem ve tekniklerin en işe yaramazı çoğu zaman da zararlı olanı ise nasihat ve eleştirme tekniğidir.
Güzel günler dileğiyle başka bir yazıda görüşmek üzere Hoşçakalın...

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!