İş cinayetlerinde hayatını kaybedenlerin yas gününe dair: :Çocuk iş cinayetlerinde sorumlu kim? Özgür Hüseyin Akış yazdı
28 Nisan iş cinayetlerinde yaşamını yitirenler için anma ve yas günü. Günde binlerce işçi iş cinayetlerinde,meslek hastalıkları nedeniyle yaşamını yitiriyor. Çocuk, genç, yaşlı bütün işçilerin iş güvenliği içinde mücadele etmek zorunda olduğu günümüzde çocuk işçiliğinin yasaklanması- sona erdirilmesi bu anma gününde en önemli taleplerden birisidir. Nisan ayında İSİG meclisinin kayıtlarına göre 5 çocuk işçi çalışırken yaşamını yitirdi. Çocukların bugünlerini kurtarmak içinde 1 Mayıs’ta alanlarda buluşmak üzere.
28 Nisan 1914 tarihinde Kanada’da iş cinayetlerinde işveren sorumluluğu ilk kez kayıt altına alındı. Bu tarih dünyanın pek çok ülkesinde “İş Cinayetlerinde Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü” olarak kabul edildi. Dünya’da ve Türkiye’de yasalarda iş güvenliği önlemlerinin patronlar tarafından alınması gerektiği yazılıdır. Ancak iş güvenliği bir iş maliyeti olarak değerlendirildiği için alınmayan önlemler nedeniyle milyonlarca işçi çalışırken yaşamını yitiriyor. ILO(Uluslarası Çalışma Örgütü) 2019 yılında açıkladığı raporda yaptığı iş nedeniyle mesleki hastalık, stres, yoğun çalışma saatleri ve iş cinayetlerinde yılda 2.8 milyon işçi yaşamını yitiriyor. Yine iş kazalarında hukuki süreçlerde cezasızlık bir ödüllendirme biçimi haline gelirken iş güvenliği uzmanları yaşanan olayda ön plana çıkartılıp fatura onlara kesilmek isteniyor.
İş cinayetlerinde ise çocuk işçilerin payına düşende yine ölümle sonuçlanan kazalar oluyor. İSİG meclisinin çocuk iş cinayetleri raporunda 2013 ile 2024 yılları arası en az 742 çocuk çalışırken yaşamını yitirmiş. Son günlerde yine çocuk iş cinayetleri haberleriyle karşılaşıyoruz. Doğal olarak bu iş cinayetlerin sorumlularında kim olduğu merak edilen bir konu. İş cinayetlerindeki sorumsuzluğun hesap verilmeyişinin örnekleri çok fazla. Genel olarak sorumluluk şu gruplar arasında paylaştırılsa yanlış olmayacaktır.
DEVLET / KAMU KURUMLARI
Denetimsizlik: Çocuk işçiliğini yasaklayan ya da sınırlandıran yasalar olsa da, bu yasaların uygulanması yeterince denetlenmediğinde çocuklar kayıt dışı işlerde çalıştırılabiliyor. Uluslararası çocuk hakları sözleşmelerinde taraf olan Türkiye çocuk işçiliği ile mücadele yılları olarak tarif ettiği yıllarda MESEM projesi ile çocuk işçiliğini teşvik etmiştir. Yine yasalarla çocukların çalışabilecekleri işler olarak tarif ettikleri bazı mesleklerle çocuk işçiliğini esnetmişlerdir.
“1. Düşme ve yaralanma tehlikesi olabilecek şekilde çalışmayı gerektirecek olanlar hariç meyve, sebze, çiçek toplama işleri,
- Kümes hayvanları besiciliğinde yardımcı işler ve ipek böcekçiliği işleri,
- Esnaf ve sanatkarların yanında satış işleri,
- Büro hizmetlerine yardımcı işler,
- Gazete, dergi ya da yazılı matbuatın dağıtımı ve satımı işleri (yük taşıma ve istifleme hariç),
- Fırın, pastane, manav, büfe ve içkisiz lokantalarda komi ve satış elemanı olarak yapılan işler,
- Satış eşyalarına etiket yapıştırma ve elle paketleme işleri,
- Kütüphane, fuar, panayır ve sergi yerlerinde yardımcı işler (yük taşıma ve istifleme hariç),
- Spor tesislerinde yardımcı işler
- Çiçek satışı, düzenlenmesi işleri”
Çocukların ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmasının yasak oluşu akla bu çocuk iş cinayetlerinin nasıl yaşandığını getiriyor. Çocukların tehlikeli işlerde çalıştırılıyor olması devletin bilmediği değil görmediği bir durum. Görülmeyen bir diğer konuda mülteci çocukların işçiliği kısmı. 2019 yılında TÜİK’in açıkladığı işci rakamlarında bu çocuklar yer almıyor. çalışan ve ölen mülteci çocuklar Aziz Nesin’e ait bir eser olan Yaşar ne Yaşar ne yaşamaz hikayesini akla getiriyor.
Yetersiz sosyal politikalar: Yoksullukla mücadele, yada yoksulluğun ortadan kaldırılması eğitim hakkının korunması gibi konularda etkili politikalar geliştirilememesi, çocukların çalışmak zorunda kalmasına neden oluyor. Aslında çocuk işçiliğinin temelinde yatan neden yoksulluk. Yetişkinlerin aldıkları ücretle temel ihtiyaçların karşılanamaması nedeniyle çocuklarında iş gücünün parçası olma zorunluluğunun yanı sıra çocuklarının eğitim masraflarının bir yekün oluşturması yine çocukların alacakları eğitim sonucunda işsiz kalma ihtimalleri ebeveynleri çocukları iş yerine yönlendirmeye zorluyor.
SERMAYE SINIFI
Kayıt dışı çalışma: Patronlar maliyetleri düşürmek için çocuk işçi çalıştırabiliyor, bu da güvenlik önlemleri olmadan ağır işlerde çalıştırılmalarına yol açıyor. İş güvenliğinin patronlar açısından ister yetişkin işçiler için olsun ister çocuk işçiler için bir gider kalemi olarak görmeleri karlarından feragat etmek istememeleri nedeniyle iş güvenliği önlemleri ya hiç alınmıyor yada yetersiz şekilde prosedür icabı yerine getiriliyor. Bu durumda iş cinayetlerine davetiye çıkarıyor. çalışırken ölmenin normalleştirilmeye çalışıldığı bir süreç yaşanıyor. Bazı meslekler için iş cinayetleri kaçınılmaz son olarak görülsede önlenebilir olduğu gerçeği iş güvenliği uzmanları tarafından açıklanıyor.
Aileler
Bazı durumlarda aileler çocuklarını ekonomik zorluklar nedeniyle çalışmaya zorlayabiliyor. Bu durum çoğunlukla çaresizlikten kaynaklanıyor; bu da yine devletin yoksullukla mücadeledeki rolünü işaret ediyor.
Ebeveynlerin zorunluluğu sorumlulukla örtüşmüyor. O yüzden çocuk işçiliğinde aileleri sorumlu tutmak kolaycı bir yaklaşım.
Özetle:
Çocuk iş cinayetlerinde en büyük sorumluluk devletin ve patronların. İSİG meclisinin açıkladığı birer gün arayla 14 yaşında iki çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Birisi Organize sanayi bölgesinde geri dönüşüm tesisinde kolunu makineye kaptırarak diğeride sondaj kuyusu açılırken sondaj makinesi borusunun yüze çarpması sonucu yaşamını yitiriyor. bu iş cinayetlerini duyduğumda aklıma Tarık Akan’ın başrolünde oynadığı Çark filmi geldi.Filmin sonunda kolunu makineye kaptıran çocuğun cansız bedeninin diğer işçiler tarafından taşınması ve bir çok işçinin o yürüyüşe katılması akıllara kazınan bir sahneydi.
Çocukların birisinin Suriyeli olduğu çocuk işçiliğinde resmi raporlarda yer almayan bu çocukların yerli çocuklarla birlikte çalışmak zorunda oldukları ve birlikte öldükleri kapitalist sistemin sorumluluğu unutulmamalı.
Sorumluların cezalandırılması için de işçi sınıfının örgütlü bir şekilde siyasete müdahale etmesi şart görünüyor.









Benzer Haberler
“Kerem Altın’dan Bayrağa Yönelik Hain Girişime Sert Kınama”
Altundağ'dan Miraç Kandili Mesajı
Gazeteciler Basın Birliği Başkanı Kerem Altın’dan Erzurum Valiliği’ne Sert Tepki
Emekli maaşı zammı resmen belli oldu! En düşük maaş ne kadar oldu?
Araştırmacı-Yazar Özgür Hüseyin Akış:2025 yılında çocuk iş cinayetlerinde rekor kırıldı.
Yılın son enflasyon verisi açıklandı: Yıllık enflasyon yüzde 30,89 oldu
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya yılbaşı tedbirlerini açıkladı: 325 bin 267 personel görevlendirildi
Kahramanmaraş’ta 22 Bin 81 Konut ve İş Yeri İçin Kura Çekilecek