E-Ticaret Paketleri
Telefon
WhatsApp
Muhalefet Sorunsalı mı, İktidar Sorunsalı mı ve Yeni Bir Yol

Muhalefet Sorunsalı mı, İktidar Sorunsalı mı ve Yeni Bir Yol

    Türkiye’de yaygın bir şekilde bir “Muhalefet Sosunsalı” olduğu ve muhalefetin, sürekli bir şekilde seçimleri kazanan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ve Cumhurbaşkanı/AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan (RTE) karşısında yetersiz kaldığı; AKP hükümetlerinin başarısızlığına, siyasal ve ekonomik sorunların artmasına rağmen, muhalefetin hakkıyla muhalefet yapamadığı ileri sürülmektedir. Ben ise esasında bir “İktidar sorunsalı” olduğu ve devlet organlarının yanı sıra sermaye çevrelerine ve medya düzenine nüfuz edilerek “Muhalefet sorunsalı” oluşturulduğu, bu suretle; AKP’nin kurallarını kendisinin belirlediği bir yapıyla, iktidarını garantileme ve sürdürme başarımı gösterdiği kanaatindeyim. AKP iktidarlarıyla değiştirilen “Kemalist” rejimdeki ve siyasal alandaki yapısal değişmeler üzerinden değerlendirme yapılması gerekmektedir.  

            Devletin kuruluşundan itibaren siyasal İslamcılar, “Kemalist” rejimin en önemli tehditlerinden birisi olmaya devam etmişlerdir. “Kemalist” rejimin korunup kollanması bakımından Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve 1961 ve 1982 Anayasalarında yer alan Türk ulusu adına yetki kullanan Anayasal organları, bu konuda hassasiyet göstermişler ve aynı zamanda, “Kemalist” devletin savunucusu siyasal hareketlerin, bir bakıma doğal müttefiki haline gelmişlerdir. Bununla birlikte; AKP’nin iktidar olduğu yıllar içerisinde siyasal İslamcılar, devlet mekanizması içinde kendilerine yer bulabilmişler ve “Kemalist” devletin ulus adına yetki kullanan organlarının pozisyonlarında değişmeler olmaya başlamıştır. Özellikle Abdullah Gül’ün 2007’de cumhurbaşkanı olmasının ardından İslamcı kadrolaşma ve atamalar hız kazanmış, TSK’ya kumpas niteliğindeki Ergenekon ve Balyoz davaları da bu döneme denk gelmişlerdir.  12 Eylül 2010’da referandumla gerçekleştirilen Anayasa değişiklikleriyle Anayasa Mahkemesi ve Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSYK)’nun yapısında önemli değişiklikler gerçekleştirilmiş; ardından Şubat 2011’de yasa değişikliğiyle Yargıtay’ın üye sayısı 250’den 387’ye ve Danıştay’ın üye sayısı da 95’ten 156’ya çıkarılmıştır. Böylelikle; ‘’Kemalist” devletin “yargı” erkine nüfuz edilmesine olanak oluşturulmuştur. “15 Temmuz 2016 Kalkışması”nda “iki siyasal İslamcı yapı” birbirleriyle hesaplaşma içine girmişler ve nihayetinde “Kemalist” devletteki Fetullahçıların tasfiyesini, bir başka siyasal İslamcı anlayış ve onun resmi olmayan müttefiki haline gelen “Türkçü-İslamcı” çizgideki Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)’nin devletteki kadroları eliyle, önemli ölçüde, gerçekleştirildiği ileri sürülmeye başlanmıştır. Ancak; yerlerini “Türkçü-İslamcı” kadroların yanı sıra, başka siyasal İslamcılar doldurmaya başlamış; “Kemalist” devletin Anayasal organlarının yapısındaki değişme de devam etmiştir. “Kemalist” devletin savunucusu siyasal hareketler böylelikle, “Kemalist” devletin Anayasal organlarının müttefikliğinden, bir bakıma yoksun kalmışlardır.

            Öte yandan; AKP, siyasal alanda, kendisine alternatif olabilecek oluşumların bile önüne geçmeye çalışan bir politika izlemiştir. Örneğin, merkez sağda AKP’ye karşı bir alternatif oluşturabilecek olan DYP/DP ve ANAP birleşmesinin 2007 yılında gerçekleşememesi, AKP’nin yeni bir seçim zaferinin yolunu açmıştır.

            10 Mayıs 2010’da CHP genel başkanının eski özel kalem müdiresi ve dönemin bir kadın milletvekili ile seks kaseti internette yayımlanmış ve CHP genel başkanı Deniz Baykal istifa etmek zorunda kalmıştır. Meclis’in diğer güçlü partisi MHP’nin aralarında genel başkan yardımcıları ve milletvekili adaylarının bulunduğu on MHP’linin kısa süreli aralıklarla seks kasetleri Mayıs 2011’de internette yayımlanmıştır. Söz konusu CHP ve MHP’ye kurulan komploların, AKP’nin işini kolaylaştırmış olduğu ortadadır.

            Türkiye’de AKP, bir meşruiyet aracı olarak gördüğü seçimlerde, belli bir noktayı bir türlü aşamamıştır. Örneğin; 10 Ağustos 2014 tarihinde yapılan ve Erdoğan’ın ilk kez “cumhurbaşkanı” seçildiği seçim kampanyası döneminde, medyanın tüm adaylara eşit davranmadığı ve ezici bir ağırlıkla Erdoğan’ın desteklendiği gözlemlenmiş ve Erdoğan buna rağmen seçime katılanların ancak %51,79’ nun oyunu alarak seçilebilmiştir. 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde de yine medyanın eşitsiz desteğine rağmen, AKP, tek başına Hükümet kuracak çoğunluğa ulaşamamıştır. 7 Haziran 2015 seçimleri sonrasında Türkiye’de canlı bomba eylemleri dahil, terör eylemlerinde bir artış gözlenmiş ve akabinde, 1 Kasım 2015 seçimleri sonucu AKP’ye tek başına iktidar yolu yeniden açılabilmiştir.            15 Temmuz 2016 kalkışması sonrasında  gerçekleştirilen 16 Nisan 2017 referendumunda da, yoğun medya propagandasına rağmen, halkın % 51,40’ı değişiklik yönünde, % 48,59’u değişiklik aleyhinde oy kullanmıştır. 24 Haziran 2018 cumhurbaşkanlığı/milletvekili seçimlerinde ve 14 Mayıs 2023 cumhurbaşkanlığı/milletvekilliği seçimlerinde ve 28 Mayıs 2023 “Cumhurbaşkanlığı” 2. tur seçiminde de iktidar olanaklarının kullanıldığı ve medya kuruluşlarının orantısız bir şekilde Erdoğan’ı ve partisi AKP’yi desteklediği gözlemlenmiştir. Erdoğan, 14/28 Mayıs 2023 “Cumhurbaşkanlığı” seçiminden de, her ne kadar 3.kez “cumhurbaşkanı” adayı olamayacağı itirazları seslendirilmiş ve itiraz edilmiş olsa da Yüksek Seçim Kurulu (YSK), aksi yönde karar tesis etmiş ve 2.tur seçimde oyların %52,18’ini alarak 3.kez “Cumhurbaşkanı” seçilmiştir.

            Türkiye’de gerçekleştirilen 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde, yine iktidar olanaklarının kullanılması ve medya kuruluşlarının orantısız bir şekilde Erdoğan’ı ve partisi AKP’yi desteklemesine ragmen, ülkenin içerisine düşürüldüğü derin ekonomik krizin oluşturduğu yoksullaşma ile “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” olarak adlandırılan ve adeta tek adam rejimi ile oluşan otoriterlikten rahatsızlık duyan geniş kitleler, iktidarın karşısında bulunan en güçlü adaylara yönelmişlerdir. Böylelikle, AKP’nin karşısındaki en güçlü muhalafet partisi olan CHP’nin adayları, ülke genelinde oyların %37,77’ sini alarak, oyların %35,49’unu alan AKP’nin önüne geçmiş, ilaveten aralarında Ankara, İzmir ve İstanbul’un bulunduğu 14’ü büyükşehir olmak üzere 35 ilde belediye başkanlıklarını kazanmıştır. 

            CHP’den beklenen, Türkiye’yi yönetebilme kabiliyetinden yoksun olduğu ve giderek sorunların daha da içinden çıkılmaz bir hale gelmesine yol açan siyasal İslamcı iktidar üzerinde muhalafet baskısını daha güçlü bir şekilde tesis ederek, bir erken genel seçime zorlaması idi. Ancak; CHP Genel Başkanı Özgür Özel, hemen seçimlerin ertesinde erken seçim istemeyeceklerini açıklamış, takip eden günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşme arzusunu dillendirmiştir. Nitekim T.B.M.M’nin 23 Nisan 2024 özel oturumu sonrasında, gazetecilere Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan randevu talep edeceğini, kendisinin Anayasa ile ilgili birtakım talepler ileteceğini söylediğini, tabii ki TBMM’nin müzakere zemini olduğunu ve her zaman liderlerin birbirleriyle konuştuklarını ifade etmiştir.

            Özel, AKP Genel Merkezi’nde 03 Mayıs 2024 tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmüş ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da CHP Genel Merkezi’ne bir ziyaret gerçekleştireceği açıklanmıştır. Yani; siyasal İslamcı iktidarı erken bir seçime zorlamak yerine, siyasal İslamcı zihniyete, kendilerini toparlamaları ve siyasal alanı yeniden düzenleyerek ve medya gücünü de kullanarak, 2028’e kadar olan süre içerisinde seçimleri garantileyebilecekleri bir zemini oluşturmalarının imkanı tanınmıştır.

            AKP, muhalefetin bir kısmını kendi bünyesine dahil ederek emmiş, bir kısmı ile ittifak kurmuş; bir kısmını ise medya üzerinden yaptığı psikolojik harekatlarla önemsizleştirmiş ve psikolojik harekatlarla terör örgütlerinin saflarına kadar sürmüş ve iktidarını devam ettirebilmiştir. Buna karşın; CHP, muhalefeti örgütlemiş ve AKP karşısında ciddi bir iktidar alternatifi olmayı başarmıştır. Bununla birlikte; Özel yönetimindeki CHP’nin siyasaten en güçlü, AKP’nin ise en zayıf olduğu ve siyaseten sarsılabileceği ve erken bir seçime zorlanarak baskılanabileceği bir siyasal ortam oluşmuş iken, Özel yönetimindeki CHP’nin muhalefet çevrelerini hayal kırıklığına uğrattığı ve AKP’nin etkisine girdiği, AKP ile Mustafa Kemal’in Türkiyesi’ne son çiviyi çakacak olan “yeni Anayasa” yapabileceğini düşündüğü ve AKP ile mücedele değil, müzakere sürecine girdiği anlaşılmaktadır.

            İfade edilen yapısallık içerisinde; “Kemalist” devletin Anayasal organlarının müttefikliğinden de yoksun kalmış olan muhalefet, gelinen aşamada, AKP’nin nüfuz ettiği siyasal alan içerisinde, gürleşen muhalefetin güçlü ve taşıyıcı sesi olabilecek, devleti Mustafa Kemal Atatürk gibi düşünerek ve eylemde bulunarak “ben yöneteceğim, iç ve dış her türlü sorunun hakkından ben geleceğim ve Türkiye’yi mutlu insanların ülkesi yapacağım” diyebilen bir siyasal anlayışa ve kadroya gereksinme duymaktadır.

            Sözcülüğünü yapmakta olduğum Yenilik Partisi, “Parti Programı” ve giderek daha da gelişen devlet deneyimine ve Türkiye’yi yönetebilme kabiliyetine sahip bulunan kadroları ile siyasal İslamcı zihniyete meydan okumakta ve her suç fiilinin hesabının muhakkak sorulacağı anlayışıyla, siyasal İslamcı zihniyetin zulmüne uğramış ve bu zihniyetten demokratik yollarla, devleti kurtarmak isteyen tüm yurttaşlarımızı Partimize davet etmektedir.   

Doç.Dr.Kemal ÇİFTÇİ

Yenilik Partisi Parti Sözcüsü

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Puan Durumu

Takım OM G M P
1 GS  Galatasaray 38 33 2 102
2 FB  Fenerbahçe 38 31 1 99
3 TS  Trabzonspor 38 21 13 67
4 İBFK  Başakşehir 38 18 13 61
5 KSM  Kasımpaşa 38 16 14 56
6 BJK  Beşiktaş 38 16 14 56
7 SVS  Sivasspor 38 14 12 54
8 ALNY  Alanyaspor 38 12 10 52
9 ÇRZ  Ç.Rizespor 38 14 16 50
10 ANT  Antalyaspor 38 12 13 49
11 GFK  Gaziantep FK 38 12 18 44
12 ADS  Adana Demir. 38 10 14 44
13 SAMS  Samsunspor 38 11 17 43
14 KYS  Kayserispor 38 11 15 42
15 HTY  Hatayspor 38 9 15 41
16 KON  Konyaspor 38 9 15 41
17 MKE  Ankaragücü 38 8 14 40
18 FKGK  Karagümrük 38 10 18 40
19 PNDK  Pendikspor 38 9 19 37
20 İST  İstanbulspor 38 4 27 16

Çorlu Nöbetçi Eczaneler

Anket

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği